|
Bir Cuma öğleden sonra Sivas Şarkışla Şehit Tuncer Çeliker ve Kayseri Pınarbaşı YİBO’lara yola çıkmak üzere hazırlanıyoruz Lütfiye ve Elvan’la. Uzun süredir gönül düşürmüş olduğum İLKYAR’la ilk defa bir projeye katılıyorum, heyecanlıyım. Aslında bir anı kütüphanesi kurmak vesilesiyle dahiliz İLKYAR ekibine, ancak Hüseyin hoca’nın yönlendirmesiyle biz de matematik etkinliğini yapacak grubun bir parçası oluyoruz. Üçümüz de matematik seven bilgisayar mühendisleriyiz. Ancak yola çıkmadan önce endişeliyiz, etkinliğe yeterince hazırlanabildik mi, çoğundan 15-20 yaş büyük olduğumuz gönüllüler gibi yoğun programa, onların ve çocukların enerjilerine ayak uydurabilir miyiz diye. Otobüsteki sıcak hava ve deneyimli gönüllülerin yönlendirmeleriyle endişelerimin bir kısmı gidiyor. Gece on gibi varıyoruz Şarkışla’daki YİBO’ya. Bizi bekleyen çocukların parlayan gözlerinde bitiyor endişemiz. Bir elimde bilmece çiviler, diğer elimde görsel yanılsamalar. Yanılsamalara çocuklarla beraber tekrar tekrar şaşıp açıklama getirirken doluveriyor çocukların güzel enerjileri içime.

Gece Şarkışla’da kızlar yatakhanesindeyiz. Lütfiye’yle 11-14 yaşlarındaki kızlarla bir masal kuruyoruz onların da katkılarıyla. “Gezmeyi Seven Kız”,
Şarkışlalı, YİBO’lu. Okuyor, meslek sahibi oluyor, kendisi gibi kızlarla buluşup kendi otobüslerini kullanarak dünyayı keşfetmeye çıkıyorlar. İngiltere’den Japonya’ya gittikleri ülkelerden konuşuyoruz; ve o ülkelerde tanıştıkları ve beraber kitap yazdıkları başka ülkelerin kızlarından. Gözler parlıyor. Masalımız bir hayal oluyor. Bir sonraki akşam, başka bir koğuşta, başka kızlarla Ay’a yolluyoruz gezmeyi seven kızı. Sonra söz sözü, soru soruyu açıyor. Kara deliklerin yanına gitmiş olsa gezmeyi seven kız onu yutarlar mı? Ay tutulması olmak zorunda mıdır? Ya olmayıverirse? Elimizden geldikçe bilim insanları bu sorulara nasıl yanıt ararlar, ne biliyoruz, ne bilmiyoruz, bilmediklerimizi nasıl araştırıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz. Gözler yine parlıyor. Uzayın derinliklerinden yatakhaneye dönüyoruz. Masalımsı hayalimizin devamını bize yazmalarını istiyoruz kızlardan.
Her iki YİBO’da da dans eden arılar gibi gönüllüler ve çocuklar. Gündüzleri
çeşit çeşit etkinlik, origami, astronomi, fizik, görünmeyen canavarlar, müzik, oyunlar, matematik..., hepsi paralel yürüyor. Matematik etkinliğine ilk bir iki saat içinde ısınıyoruz Lütfiye ile. Her mesleğin içindeki matematiği kimi zaman çocuklarla beraber kendimize de ilginç gelecek şekilde çıkartıyoruz. Matematiksel bilmeceleri çözerken az önce matematiği pek de sevmediğini itiraf eden miniklerin gözlerinde parıltılar yakalıyoruz. Parlıyor gözler. Aralarda koridorlarda bilimsel prensiplerle çalışan ilginç cisimler, bahçede oyunlar, sonra dış deneyler, daha sonra eğlence. Gönüllülerin hepsi hem çok candan, hem de çok profesyonel. Ufak aksaklıklar çabucak gideriliyor, hiç bir çocuk kenarda bırakılmıyor. Kendi üniversite yıllarım çok boş ve bencilce harcanmış geliyor bir anda. Gönüllülerimizi de çocuklarla beraber kucaklamak geliyor içimden. Giriveriyorum halaya ellerimde birer çocuk.
“Tohumu olduğu ile değil, olabileceğiyle ölçün.” YiBO’lardaki çocuklar için onları okutmak isteyen aileleri, özverili çalışmalarıyla YİBO öğretmen ve idarecileri toprak, su, besin ve güneş. İLKYAR ise onlara can suyu veriyor; ılık bir rüzgar olup yeni çıkan filizlerini okşuyor; olabilecekleri en güzel çiçek ve ağaçların resimlerini zihinlerine işliyor. Okusunlar; bilinçli, bilgili, meslek sahibi, kendilerine ve vatanlarına faydalı olsunlar diye. Olabileceklerinin en iyisi olsunlar, gözleri hep parlasın diye.

|